Kulaklık
- 20 Oca 2018
- 3 dakikada okunur
Dünya. 5 harf, 2 hece, milyarlarca insan, trilyonlarca hayal, belki de milyonlarca korku, sen ve ben. Belki de şu an dünyanın diğer ucundasın, belki de yanı başımda bir yerlerde. Olduğun yerde yağmur var belki şuan. Geceye, insanların kirlerini temizlemek için akıyor her bir damla. Belki de günlük güneşlik bir yerdesin şu an. Hatta elinde telefonun, kulağında kulaklıkların, kulaklarında huzur verici bir melodi denizi izliyorsun. Belki sokakta kaldın. Kalacak yer arıyor, bundan sonra ne yapman gerektiğini düşünüyorsun. Belki de evdesin. Yağmura karşı elinde bir kahveyle oturmuş sessizliği dinliyorsun. Ya da belki etrafın çok kalabalık şu an. Yalnızlık çekmiyor; tam aksine etrafındaki kalabalıktan kurtulmaya çalışıyorsun. Belki de çok seviyorsundur bu kalabalığı. Etrafında sesler olması yalnız olmadığını ve olmayacağını hissettiriyordur sana. Ya da belki de şu an benim gibi bilgisayarın önünde oturuyorsun. Önünde bir bardak sıcak çay, arkada hoş bir müzik... Sadece hafif bir müzik, çayın, hayallerin ve sen. Ya da belki Doktorun yerindesin şu an. Amy Pond'un gidişinin ardından son sayfada tek başına kalmışsın. Hikayenin sonundasın ve iyi bitmesini istiyorsun. Sonuçta ben de bir hikayeyim, belki herkesin okuduğu belki raflarda küflenecek olan. Sen de bir hikayesin, küflenmekten korkan ama insanların elinde eskimekten korkmayan.
Kulaklığımı kaybettim bugün. İçimden parça koptu sanki. O kadar bağlanmışım ki ona. Her zor anımda, her insanların sesini duymamak için kaçtığım anda yanımdaydı o benim. Ama bugün... Bugün bulamadım onu. Kayboldu gitti. Belki de bu bir işaret. Hayatımda hiç değişmeyen veya değiştirmek istemediğim ayrıntıları değiştirebilmem için evrenin, yaratıcının ya da her neye inanıyorsan onun bir işareti bana. Ya da ben çok büyütüyorum her zamanki gibi. Kaçmak istediklerim için kurduğum Ütopya yine fazla karıştırdı kafamı. Sen de böyle misin? Kendi Ütopya'nda kayboluyor musun hiç? Hiç kafanı karıştırıyor mu o dünya? Yoksa benim fazla çılgın olduğumu düşünen çoğunluktan biri misin? Eğer öyleysen hemen kapat bu sayfayı, okuma bir daha benim yazılarımı. Benim sonraki yazdıklarımı kaldıramayacak, anlamayacaksındır zaten. Ama eğer bendensen... Kal biraz daha buralarda. Çünkü sen ve ben bu çılgınlığım sayesinde bir şeyler keşfedeceğiz sayfalar arasında. Sen ve ben çılgınlığımla çok eğleneceğiz.
Ne diyorduk? Hah, dünya. Beş harfli bu arkadaşın çok büyük olduğunu söyler herkes. Kimi zaman çok acı dolu. Ama hiç onu bizim büyüttüğümüzü düşünmezler. Çok yakından baktığımızı düşünmezler. Yıldızlara baktın mı hiç? Kocaman ateş topları olmalarına rağmen ne kadar güzel ve küçük görünürler. Uzaktırlar çünkü. Bizden milyonlarca hatta bazen milyarlarca ışık yılı uzaktadırlar ve o yüzden çok küçük ve güzeldirler.
Sihirbazlar Çetesi'ni izledin mi hiç? Eğer izlemediysen izlemeni öneririm, çok güzel bir filmdir. Çok güzel noktalara değinir. Yakından daha az şeyin görüldüğü gibi mesela. J. Daniel Atlas der ki, "Yakından bakın. Daha da yakından. Çekinmeyin. Çünkü ne kadar yakından bakarsanız o kadar az şey görürsünüz."
Netleşti mi hiç bir şeyler? Yıldızlar sıcak ve yakıcı ateş toplarıdır ama uzaktan daha güzel görünürler. J. Daniel Atlas daha yakından bakmamızı ister çünkü yakından bakınca daha az şey görürüz. Daha büyük ama daha az. Dünyam da böyle işte. O kadar yakından bakıyoruz ki ona; çok büyük olduğunu düşünüyoruz. Halbuki büyüteç tutmuşuzdur gözümüze. O kadar yakından bakıyoruz ki; çok acımasız olduğunu düşünüyoruz. Çünkü güzel olan şeyleri göremeyecek kadar yakınlaşmışızdır. Bir böceği büyüteçle inceler gibi inceliyoruzdur. Bu yüzden Dünya çok büyüktür. Bu yüzden dünya çok acımasızdır.
Bugün kulaklığımı kaybettim. Ve biliyor musun? Sanırım ben şu evren işine inanacağım. Hayatımda farklı şeyler yapmam gerektiğinin işareti olduğuna inanacağım. Sana bir sır vereyim mi? Belki de sen de şu an nerede olursan ol o işareti almışsındır.
Hayat bir şeyleri kendimize ve etrafımızdakilere dayatmak için çok kısa. Dünya bunu yapabileceğimiz kadar büyük bir yer değil. O yüzden bence o işareti almamış olsan bile almış gibi yap ve farklı bir şeyler yap. Mesela kahve yerine çay iç. Oturmadığın bir kafede otur. Yağmurun altına koş. Ama mutlaka bir yenilik yap. Kulaklığını kaybetmeden önce. Çünkü ben bugün kulaklığımı kaybettim.
Nezin Peri

Yorumlar