top of page

Mehmet Akif Ersoy - Biyografi

  • 21 Nis 2018
  • 3 dakikada okunur

İSTİKLAL ŞAİRİ

Mehmet Akif Ersoy

Doğumu ve Ailesi

Mehmet Akif, 1873 yılı Aralık ayında, Istanbul’da Fatih’te doğdu.

Annesi Buhara’dan Anadolu’ya göç etmiş Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova’nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından İpekli Mehmet Tahir Efendi’dir. Akif’in bir de kendinde küçük Nuriye isimli kız kardeşi vardı.

Öğrenim Hayatı

Ögrenim hayatını ise kendisi şöyle anlatıyor:”İlk tahsilime Fatih’te mahalle mektebinde başladım. O zamanlar 4 yaşında idim. Bu mektepte iki yıl kadar kaldim. Sonra yine Fatih’te Muvakkithane’nin yanındaki ilkokula (o zamanki İbtidai mektebi-şimdiki Fatih İlkokulu) yazıldım. Hem okula gidiyor hem de babamdan Arapça dersi alıyordum. Bu okuldaki tahsilim de üç yıl sürdü. Rüştiye mektebim ise Fatih Merkez Rüştiyesi idi. Bu okulda Türkçe,Arapça,Farsça ve Fransızca derslerinde birinciligi kimseye bırakmıyordum. Rüştiye bitti. Sonrasında Mülkiye Mektebini tercih ettim. Ancak aksilik bu ya, benim Rüstiye’den diploma aldığım sene Mülkiye Mektebi

kapandı. Beş yıllık süreli tahsili ikiye ayrıldı. Biri üç senelik biri iki senelik. Ben de üç seneliği bitirip,iki yıllık yüksek bölüme geçtim. Bu dönemde babam vefat etti. Sonrasında Mülkiye Baytar Mektebi (veterinerlik) açıldı. Bu okulu da birincilikle bitirdim.”

Memuriyeti

Ziraat Nezareti Umur-i Baytariyye (Ziraat Bakanlığı Veteriner Dairesi) şubesinde 750 kuruş maaşla memuriyete başlayan Akif 1893’te girdiği memuriyeti 1913 yılına kadar sürdürmüştür.1913’te Müdür yardımcısı iken istifa ederek ayrılmıştır.

Bundan sonra Halkalı Ziraat Okulunda kitabet ve Darülfunun’da edebiyat dersi vererek devam etmiştir.

Evlenmesi ve Tanınması

Mehmet Akif , Tophane-i Amire Veznedarı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım ile evlendi ve kırk yıllık bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, Emin, Tahir adlı çoçukları olmuştur.

Akif’in yayın hayatına asıl girişi İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra (1908)başlar. Artık ardı arkası kesilmeyen kıymetli yazıları yayınlanıyordu.

Akif’in Gezileri

Mehmet Akif tahsilini tamamladıktan sonra Umur-i Baytariye’de vazife alınca onu hemen Rumeli’ye

göndermişlerdi. Akif bu görevinde iki yıl boyunca Rumeli’de dolaştıktan sonra Arnavutluk’a geçti.Oradan da Arabistan’a geçerek iki yıl da burada vazife yaptı.

Daha sonra 23 Aralık 1912’de Mısır’a giderek 5 Ocak 1913’e kadar Mısır’da kaldı. Oradan Hicaz’a gitti ve Medine’yi ziyaret etti.5 Mart 1913’te İsanbul’a döndü. Tüm bu gezileri boyunca yazmayı bırakmadı ve birçok önemli eser kazandırdı.

Kurtuluş Savaşı ve Mebusluğu

1918 yılında imzalanan mütareke artık Osmanlı Devleti’nin sona erdiğine dair en kesin belgeydi. Türk vatanı dört bucakta düşman istilasına uğramış, yurdun her yeri işgal edilmişti. Buna karşılık olarak yurdun her yerinde milli hareketler başlamış, yer yer savunma için milli kuvvetler teşkiledilmişti. Memet Akif de kendini bu heyecana kaptırmıştı. İlk olarak Balıkesir’e olmak üzere Konya, Ankara, Kastamonu gibi illere giderek bütün halka sevr antlaşmasının nasıl bir felaket olduğunu anlatıyor ve baş kaldırıya davet ediyordu.

Ayrıca 1920-1923 yılları arasında Burdur vekili olarak 1. TBMM’de yer aldı.

İstiklal Marşı

Mehmet Akif demişken İstiklal Marşı olmazsa olmaz.

Yıl 1920. Kurtuluş Savaşı devam ediyor. Milletvekilleri; cepheden askerlerle yaptıkları görüşmeler sonucu mehmetçiğin motivasyonunu yükseltecek , bu ölüm kalım mücadelesinde hem milletin hem askerin dilinden düşmeyecek bir marşın gerekliliğine vardılar.Bunu meclise de taşıdılar.

7 Kasım 1920’de gazeteler yarışma ilanı ile doluydu ve ödül olarak 500 lira olduğu belirtiliyordu. O zamanlar için ciddi bir rakamdı. Yarışmaya 500 dolaylarında şair 724 parça şiir ile katıldı. Ancak hiçbiri yeterli görülmedi. Mehmet Akif para karşılığı tek bir satır bile yazmayacağını belirterek yarışmaya katılmamıştı. Bunu duyan dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver ve arkadaşları, Mehmet Akif’i yarışma dışı tutulup katılması yönünde ikna ettiler.

Mehmet Akif’in aklında satırlar, kıtalar yavaş yavaş oluşuyor ilhamın ne zaman geleceği belli olmuyordu. Bu durumu o dönemler Akif’le kalan Hafız Bekir Efendi anlatıyor:

“Akif bir gece aniden uyandı, kağıdı aradı. Bulamayınca da yer yatağının sağındaki duvara marşın;

“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım

Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım.”

kıtasını yazdı.

1 Mart 1921’de TBMM’de ilk kez okunan şiir, 12 Mart 1921’de 4 defa okunup ayakta alkışlanarak milli marş kabul edildi.

Ölümü

Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti. Fakat Mısır’a hasta olarak döndü.17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a gitti.27 Aralık 1936’da hayata gözlerini yumdu.

Şairin en büyük eseri Safahat genel adı altında toplanan şiirleri şu kitaplardan oluşmuştur: Safahat (1911) Süleymaniye Kürsüsünde (1912) Hakkın Sesleri (1913) Fatih Kürsüsünde (1914) Hatıralar (1917) Asım (1924) Gölgeler (1933).


Yorumlar


© 2017 Halil Kale Fen Lisesi için düzenlenmiştir.

bottom of page